Kaygının Gelişimi ve Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB) Psikopatolojisi

Kontrol hissi kişiye kendini güvende hissettirdiği için kişi tehlike yok algısı içerisinde olur. İnsanlar hayatlarında kontrol
edemedikleri durumların varlığını algıladıkları anda “kaygı” geliştirmeye başlarlar. Kişi çevresini ve durumlara kontrol
edilemediğinde bütünüyle tehlike algısı ve tehdit algısı hisseder. Kişi algıladığı tehdit seviyesinde kontrol arayışına girdiği için
kaygı ve kontrol birbiriyle sürekli bir etkileşim halinde olmaktadır.

Kontrol etme davranışının patolojik hale gelme durumu bireyin işlevselliğini önemli boyutta kaybetmesiyle meydana
gelmektedir. Kişi kontrol edemediği duruma karşı bir tepki olarak göre davranış sergilemeye başlar, sergilenen davranış
minimal boyutta kaygının varlığını azaltmakla beraber kişiye rahatlama hali getirir ve aslında bu döngü kompülsiyonları sürekli
hale getirmektedir. Kaygının varlığı kişiye kontrol edilemez hissi verdiğinden dolayı kişiye sürekli olarak düşünce haline
sürükler ve rahatsızlığı artırmaktadır. Okb süreçlerine bakıldığında bireyin kontrol hissine ulaşmak istemesi kontrol ve kaygının
birbiriyle ilişkisinden kaynaklanır. Okb olan bireylerde düşüncenin kontrolü, düşüncenin işlevselliğinden daha önemlidir
bundan dolayı sağlıklı kişilerden farklı olarak hayatlarının her alanında bir kontrole ihtiyaç duyarlar.

Kaygının çocuğun hayatında işlevselliğini kaybetmesi ile sonuçlanması durumu okb durumunu meydana getirir. Çocuğun
obsesyon geliştirmesinde, tuvalet eğitimi almaya başladığı dönem vurgulanmaktadır çünkü çocuk o dönem içerisinde, obsesyon geliştirmeye başlamaktadır. Kaygı çocukluk dönemimizde öğrendiğimiz bir duygu halidir. Ebeveynlerimiz tarafından aşırı eleştirisel tutum ceza ve suçlayıcı davranışlar çocuğun kaygı geliştirmesine sebep olmaktadır. Çocuk kaygıyı çevresinden
öğrenirken kaygılı insanların varlığı onu daha çok kaygıya ve kontrol ihtiyacına sürükleyebilir bundan dolayı çocuğun kaygıyı
yönetimi sürecinde ebeveynlerin rolü ve çevresinin önemi vurgulanmaktadır.

Okb’nin gelişiminde, bireyin temel inanç ve şemaları da büyük önem taşımaktadır. Buradaki biliş ve şemalara bakıldığında,
bireyin felaketleştirici düşünme biçimi kaygı kişi de kaygı yaratmasına neden olmaktadır.
Kişi bunu sürekli düşünce ve davranış haline dönüştürdüğünde işlevselliğini kaybettiğini farkeder, ve kişiyi o noktada rahatsız
etmeye başlar. Okb’ye eşlik eden tanılara bakıldığında, en sık görülen depresyon ve tik sendromu olduğu belirtilmiştir.

Uzman Psikolog Dilayda Işık

Geniş Aile Kavramı ve Çocuk Gelişimi Üzerine Etkisi

Çocukların dedeleri ve büyükanneleri ile birlikte oluşunun hayatlarında taşıyacağı izler için büyük
önemi vardır. Kurulan her bağ çocuk için ayrı bir güvenli alan yaratırken aynı zamanda çocuğa farklı
perspektifler sunup çocuğun hayatına kazandırdığı bir durum haline gelir. Ebeveynler için de kıymetli
ve gerekli olan bu durum aslında kendi anne babasının kendi aileleri ile nasıl iletişimde kaldığı ve
nasıl ilişkileri olduğuna bağlı olarak da artıp azalan bir ilişki haline gelebilir. Çocuk anne veya
babasının kendi aileleri ile olan iletişimi sayesinde dede ve büyükanneleri ile birlikte daha kıymetli
zaman geçireceğini düşünüyorum.

Zaman geçtikçe eski değerler ve eski düşüncelerin uzaklaştığını görsem de bunu engelleyecek en
önemli şey çocukların dedeleri veya büyükanneleri ile kurduğu iletişim olacaktır. Modern toplumda,
her şeyin inanılmaz hızlı ve daha az kıymetsiz hale geldiği bu toplumda torunlarına eski değerleri ve
eski düşüncelerin aslında insan hayatında ne kadar kıymetli olduğunu, gösterebilecek en önemli nesil
olduğuna inanıyorum.

Teknoloji çağında yaşayan çocuklar, her şeyin hızlı ve ekran üzerinde gerçekleşmesine alışmışken,
eski yaşanılan değerlerin kıymetini farkettirmelerini sağladığına inanıyorum. Büyükanne ve dedeler ile
kurulan iletişim eskiden daha çok ebeveynlerin tercihine kalsa da şuna biraz daha zorunluluk haline
gelmiş durumda. Çalışan ebeveynler için güvenli bir yardımcı olarak algılanan dedeler ve
büyükanneler çocuğun gelişimine önemli katkılarda bulunuyorlar. Çocuğun hayatında, büyük bir rol
model geliştirmesine, çocuğun duygusal ve sosyal anlamda destek hissetmesine, örnek davranışlar
sergileyerek vs aslında çocuğun hayatında hem büyük bir rehber hem de büyük bir destektir. Gelişen
toplum ile birlikte dedelerin ve büyükannelerin de rolleri zaman içerisinde değişse de yapılan
araştırmalara göre, torunları ile birlikte olan büyüklerimiz de hayatları için olumlu bir destek
hissedildiği yapılan çalışmalarla belirlenmiştir.

Ebeveynlerin kendi ailesi ile kurduğu iletişim, dede/büyükanne- torun ilişkisinde ana faktördür. Çocuk
bu sayede aslında aile yaşantısının önemini, kurulan iletişimin ne denli kıymetli olduğunu, saygıyı,
ebeveynlerin bireylerin hayatında ne kadar önemli olduğunu anlamasını da sağlayabilir. Aile
yaşamının sağlıklı gelişmesine yardımcı olan bu faktör, çocuğun kendi ebeveynlerini örnek alarak
geliştirebileceği bir durumdur. Dede ve büyükanneler tecrübelerini, tavsiyelerini göstererek hem kendi
çocuklarına hem de torunlarına yol gösterici olurlar. Onlardan öğrendikleri bakış açıları, zorlandıkları
durumda doğru karar ve davranışı göstermek adına önemlidir.

Ailenin büyümesinde ve bağların kopmamasında da büyük önem taşırken, torunlarına verdikleri
bilgilerle birlikte aslında tecrübelerini ve tavsiyelerini gelecek kuşaklara iletirler. Ailenin içinde
sağladıkları bu bağ ve beraberlik, nesilleri etkilerken aynı zamanda çocuğun kişiliğini keşfetmesinde,
engellendiği yerlerde yardımcı olacak fikir ve davranış geliştirmesine de destek olur. Torunlar bu
sayede aile bağının önemini, ailenin içindeki dinamiklerden aldığı tecrübelerin kıymetini de keşfetmiş
olur. Çocukların hayatlarına değerli olanların farkındalığını getirirken, torunlarına bu ve bunun gibi
pek çok değerin kazandırmasına da yardımcı olurlar.

Dedeleri be büyükanneleri ile geçirdikleri zaman içerisinde, çocuk sorumluluk kavramını, şefkat ve
anlayış göstermeyi de öğrenir. Bu değerlerin şimdi bulunduğumuz toplumda kendiliğinden gelişmesi
ve maruz kalınarak öğrenmesi çok güçken çocuk bunu dede ve büyükannesi ile kurduğu ilişkide
rahatlıkla öğrenebilir. Bu ikili ilişkide her taraf pek çok şey kazanır, çocuk dünyayı farklı yerden
bakmayı, dedeler ve büyükanneler de kendilerini daha anlamlı ve dolu bir yaşam içerisinde
hissedebilir. Torunları ile birlikte yeni keşfettikleri durumlar onlara hayatlarını hala anlamlı ve keyifli
hale getirilen, kendi çocukları içinde büyük bir yardım ve destek haline gelir. Torunlarının
hayatlarında sahip olduğu her şeyin ne kadar kıymetli olduğunu ve bazen bunun önemini tekrar
farkettirdikleri için, çocukların bilinçlerine ve farkındalıklarına da katkısı bulunulduğu
düşünülmektedir.

Uzman Psikolog Dilayda IŞIK