Kontrol hissi kişiye kendini güvende hissettirdiği için kişi tehlike yok algısı içerisinde olur. İnsanlar hayatlarında kontrol
edemedikleri durumların varlığını algıladıkları anda “kaygı” geliştirmeye başlarlar. Kişi çevresini ve durumlara kontrol
edilemediğinde bütünüyle tehlike algısı ve tehdit algısı hisseder. Kişi algıladığı tehdit seviyesinde kontrol arayışına girdiği için
kaygı ve kontrol birbiriyle sürekli bir etkileşim halinde olmaktadır.
Kontrol etme davranışının patolojik hale gelme durumu bireyin işlevselliğini önemli boyutta kaybetmesiyle meydana
gelmektedir. Kişi kontrol edemediği duruma karşı bir tepki olarak göre davranış sergilemeye başlar, sergilenen davranış
minimal boyutta kaygının varlığını azaltmakla beraber kişiye rahatlama hali getirir ve aslında bu döngü kompülsiyonları sürekli
hale getirmektedir. Kaygının varlığı kişiye kontrol edilemez hissi verdiğinden dolayı kişiye sürekli olarak düşünce haline
sürükler ve rahatsızlığı artırmaktadır. Okb süreçlerine bakıldığında bireyin kontrol hissine ulaşmak istemesi kontrol ve kaygının
birbiriyle ilişkisinden kaynaklanır. Okb olan bireylerde düşüncenin kontrolü, düşüncenin işlevselliğinden daha önemlidir
bundan dolayı sağlıklı kişilerden farklı olarak hayatlarının her alanında bir kontrole ihtiyaç duyarlar.
Kaygının çocuğun hayatında işlevselliğini kaybetmesi ile sonuçlanması durumu okb durumunu meydana getirir. Çocuğun
obsesyon geliştirmesinde, tuvalet eğitimi almaya başladığı dönem vurgulanmaktadır çünkü çocuk o dönem içerisinde, obsesyon geliştirmeye başlamaktadır. Kaygı çocukluk dönemimizde öğrendiğimiz bir duygu halidir. Ebeveynlerimiz tarafından aşırı eleştirisel tutum ceza ve suçlayıcı davranışlar çocuğun kaygı geliştirmesine sebep olmaktadır. Çocuk kaygıyı çevresinden
öğrenirken kaygılı insanların varlığı onu daha çok kaygıya ve kontrol ihtiyacına sürükleyebilir bundan dolayı çocuğun kaygıyı
yönetimi sürecinde ebeveynlerin rolü ve çevresinin önemi vurgulanmaktadır.
Okb’nin gelişiminde, bireyin temel inanç ve şemaları da büyük önem taşımaktadır. Buradaki biliş ve şemalara bakıldığında,
bireyin felaketleştirici düşünme biçimi kaygı kişi de kaygı yaratmasına neden olmaktadır.
Kişi bunu sürekli düşünce ve davranış haline dönüştürdüğünde işlevselliğini kaybettiğini farkeder, ve kişiyi o noktada rahatsız
etmeye başlar. Okb’ye eşlik eden tanılara bakıldığında, en sık görülen depresyon ve tik sendromu olduğu belirtilmiştir.
Uzman Psikolog Dilayda Işık





Henüz yorum yapılmamış, sesinizi aşağıya ekleyin!